Dojo; Dünya üzerinde, Asya savaş sanatlarını öğreten çok sayıda eğitim merkezi vardır. Fakat, bu merkezlerden pek azı dojo ismini taşır. Stüdyo, jimnastik salonu, spor salonu gibi daha bilindik isimler, bu tür merkezler için daha uygundur. Bu tür kuruluşlar, sanatın yalnızca dış kabuğunu öğretir, onun kalbini ise ne anlar, ne de iletebilirler. Bunu büyük bir zararı yoktur; çünkü bu tür bir okulun sıradan müşterisi yalnızca bedenini değiştirmekle ilgilenir. Kişiliğini değiştirmek için herhangi bir arzu duymaz.
Dojo sözcüğü ”yol mekanı” olarak tercüme edilebilir. Sözcüğün anlamı ise, öğrencinin, seçtiği sanatın nihai gerçeğine ulaşmaya çalıştığı mekandır bir okulda, tıpkı dojoda olduğu gibi teknikler öğretilir. Buna karşın dojoda teknikler yalnızca belli bir sona ulaştıran araçlar olarak görülür. Tekniklerde ustalaşılmalıdır, fakat bu yalnızca çalışmanın başıdır; sonu değil. Bir okulun amacı ise, kişiyi yeni bir şeyler öğretmektir; bir dojo?nun amacı ise kişiyi yeni bir şeye dönüştürmektir. Bir okul, nasıl öldürüleceğini öğretir, bir dojo ise nasıl ölüneceğini öğretir. Dojo?nun üyesi savaşmak üzerine düşünmez. Savaşmamak üzerine de düşünmez. O, bu düzeyin çok daha ötesine ulaşmaya ve savaşın özünü kavramaya çalışır.
Bir dojo ile okuldaki ilk eğitimler aynı olsa da, amaçlar tümüyle farklıdır; yöntemler de öyle. Okulda bir öğretmen ve öğrenciler vardır; dojoda ise bir usta ve izdeşler vardır. Öğrenci, derslere yeni bir şey öğrenmek için devam eder; deshi olarak bilinen, izdeş ise, ruhsal gelişim için devam eder. Deshi olma eylemi, bu sürecin ilk aşamasıdır. Bir deshi adayı, kabul edilmeden önce, uygun bir nyunanshin tavrına sahip olduğunu kanıtlamalıdır. Bu, esnek bir ruha sahip olmak ve dojo tarafından biçimlendirilmeye uygun olmak anlamına gelir. Kişinin bir deshi olmak için egosunu ustasına, senseiye teslim etmesi gerekir. Gerçekten de, tüm içtenliğiyle, ”işte buradayım. Bana istediğini yap”, diyebilmelidir.
Gerçek bir dojonun, fiziksel olarak oldukça sade ve işlevsel bir görünüşü vardır. Belli bir Zen etkisinin hissedildiği dojoda güzellik, nesnelere değil, nesnelerden arındırılmış bir boşluğa saklanır. Dojo bir tapınak değildir, fakat dini bir mekana özgü pek çok özellik taşır. Bir sporun salonu değildir, fakat ilk bakışta, üzerinde yoğunlaşılan temel etkinlik fiziksel çalışmalarmış gibi görülür. Dojo, askeri bir kışla değildir, fakat izdeşler bir askere benzerler.
Modern bir okul ile geleneksel bir dojo arasındaki, beklide en belirgin ayırt edici özellik öğrencilerdir. Modern okullar, müfredat programlarına ve eğitim yöntemlerine, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun pek çok ayrıcalık sokmuşlardır. Diğer yanda, dojo esnek değildir; deshi kendini tümüyle dojoya uydurmalıdır. Katı disiplin, bu süreci hem kaçınılmaz, hemde kişilerden bağımsız duruma getirir.
Dojonun zemininin her santimetrekaresi, diğer santimetrekarelerine göre bir kıdeme sahiptir ve bu duruma gereken saygı gösterilmelidir. Bir deshinin, dojo içinde kendi derecesine uygun olmayan bir bölümü kullanmasına asla izin verilmez. Bu durum, farklı derecelere sahip olan iki deshi arasında da geçerlidir. Bir izdeşin, dojo içinde kendi derecesine uygun olmayan bir yere oturduğu asla görülmez. İzdeş, diğer deshilerle olan ilişkisine göre oturacağı yeri seçerken de aynı özeni gösterir. Otururken, kendinden kıdemli kişilere dikkat eder ve oturacağı yeri, kendinden kıdemli olanların karşısındaki durumunu belirtecek şekilde seçer.Dojonun içinde ve dışında, hem elbiseleri hemde tavırları tertemizdir.Eğitim sırasında kullanılacak olan temiz bir üniforma ve sokakta kullanılacak olan gösterişsiz giysiler, her öğrenci için standarttır. Bundan daha azı, düzensiz ve disiplinsiz bir ruhun göstergesi olarak kabul edilir. İdman üniforması, yalnızca idman üniformasıdır. Kişisel bir üniforma yada gösterişli bir üniforma giymek egonun göstergesidir; ve ego, izdeşin yok etmeye çalıştığı bir şeydir.
Sensei, bir öğretmenden çok bir rehberdir. Sensei sözcüğü, ”önce doğan” şeklinde tercüme edilebilir. Bu sözcükten anlaşılacağı gibi, sensei, öğrencinin ulaşmaya çalıştığı yerde olan kişidir. Kancho, yani dojonun baş ustası olarak görevi, öğrencilerin doğru yönde ilerlemelerini sağlamaktır. O, yalnızca doğru yolu işaret eder; gerçek yolculuk deshi ye kalır. İyi bir sensei, öğrencilerini ne yaptıklarıyla yada ne yapabilecekleriyle etkiler. Ürkütücü bir irade yoğunluğu saçan Senseiye karşı asla dikkatsizce yada rasgele davranılmaz. O asla hiçbir şart altında, kendine saygı gösterilmesini beklemese de, kıdemli öğrenciler bu konu üzerinde titizlikle dururlar. Sensei? lerine karşı saygısız bir davranışı, kişisel bir hakaret olarak değerlendirir ve buna göre tepki verirler. Böyle bir tepkiyi, Senseilerini şereflendirmek için göstermezler; iyi bir sensei, zaman zaman herkesin gevşemesini ve olağan davranmasını tercih eder. Bunun yanı sıra, kıdemli bir deshi, disiplinin değerini anlar.Senseinin karşısında eğilmenin, kişinin kendi yararına yaptığı bir çalışma olduğunu bilirler. Aynı zamanda, gevşemiş bir disiplinin tüm dojoyu da zayıflatacağını bilirler.
Bir dojoda sensei?nin bile, kutsal mekan, yani shinza karşısında ikinci derece rolü vardır. Büyük yada kücük, sade yada süslü olsun, kutsal mekan, dojo?daki en kıdemli noktadır.
İstisnasız olarak her dojonun kutsal bir mekanı vardır ve bu mekana karşı büyük bir saygıyla davranılır. Tıpkı samurayın kılıcı gibi kutsal mekan da,yalnızca bir nesne olmanın çok ötesindedir ve dojonun gerçek ruhunu ifade eder. Kişi ne kadar üstün olursa olsun, shinza ona sürekli olarak, halen gidilecek ne kadar çok yolu olduğunu anımsatır.
Bunların tümünü (deshinin disiplinli tavırları, sensei ve dojo) bir araya getirdiğinizde, karşınıza son derece özel bir mekan çıkar. Henüz acemi olanları ürküten bu durum. Kıdemli öğrenciler için, en güçlü uyuşturucu maddeden daha fazla bağımlılık yaratan bir durumdur. Bu öğrenciler için dojo her şey demektir. Burası büyük bir şiddet ve büyük bir huzur ortamıdır. Burada büyük bir alçakgönüllülük ve büyük bir otorite bir aradadır. Bu nitelikleri başka yerlerde de görebilirsiniz; ancak tümünü bir arada, bir insanda, yalnızca dojo da görebilirsiniz.
Geleneksel bir dojoda öğrenci, her hafta saatler boyunca, kendini sakat bırakabilecek bir yaralanmadan yada ölümden kıl payı uzakta yaşar. Sıradan bir idmanda, psikolojik gerilim, dışarıdan hissedilebilecek kadar yoğundur. Havada sanki bir elektrik akımı varmış gibidir; kişisel egoyu yakan deshi yi başka bir şeye, hem güze hem de ürkütücü bir şeye dönüştüren bir elektrik akımı.
Bu öğrenciler ne tür insanlardır, Sert insanlardır. Geleneksel bir dojo da çocuk bulunmaz; ölümü öğrenmek olgun olmayanların işi değildir. Aynı zamanda, burada ne sanat aşıkları, neden hayalciler görürsünüz. Burada göreceğiniz insanlar, yaşamın her alanından gele yetişkinler ve bir sürü profesyoneldir. Ordu mensupları ve mühendisler, işçiler, işadamları ve polisler; dojoda eğitilen bu insanların tümü de güç ile yaşayan onun değerini anlayan insanlardır.
Dojodaki izdeşi, öğrenciden ayıran şey, izdeşin farklı şeyler yapması değil, aynı şeyleri farklı bir biçimde yapmasıdır. İnsanlara korunmayı öğreten bir okulun öğrencisi, savaşmak için gerekli olan teknikleri öğrenir. Dojodaki izdeş ise bunun ötesine geçer. Kendini egosu boğuluncaya dek sanatın derinlerine batırır. Öğrenci, bir şeyler toplamakla meşgulken ,deşhi vermekle meşguldür. Verir, verir ve verir, ta ki boş bir kabuktan başka bir şey kalmayıncaya dek. Bu noktada, savaşmak ya da savaşmamak aynı şey olur. Ardından, dönüşümün farkına bile varmadan o da bir sensei, kendi dojosunun ustası olur. O zaman oturabilir; bir şey yapmaz, yalnızca oturur. Fakat garip ve ürkütücü bir güzellikle oturur.
Joe HYAMS’ın ZEN ve SAVAŞ SANATLARI’ndan.
Siyah kuşak mertebelerine ”Dan” denilmektedir.1 Dan’dan 8.Dan’a kadar olan siyah kuşak mertebelerinin anlamları aşağıda belirtilmiştir.
SHODAN (1. Dan)
SHO başlangıçtır, başlayandır.Beden sonunda emirlere cevap vermeye, teknikler şekil kazanmaya başlamış olmalıdır. Aikido’nun ne olduğu hakkında fikir edinilmeye başlanılmıştır. O halde egzersizlere, gerekli yavaşlıkta, özenle, kesinliğe dikkat ederek devam etmek, çabalamak, uğraşmak gerekir.
NIDAN (2. Dan)
1.Dan’da istenilenlere, yüksek seviyede bir zihinsel azimle beraber aynı anda gözlemlenebilecek hız ve güç eklenir. Bu, öğrencide sanki bir nevi ilerlemişlik, gelişmişlik hissiyle kendini belli eder.Sınav kurulu, bu gelişimi, tekniklerin şekilsel olarak kavranılmasını ve çalışmanın istikametini de dikkate alarak değerlendirmelidir.
SANDAN (3. Dan)
Bu seviye, KOKYU RYOKU kavramının anlaşılmasının başlangıç aşamasıdır. Aikido’nun ruhsal boyutuna giriş aşaması. İncelik, ustalık, hareketlerde netlik ve tekniklerde etkililik ortaya çıkmaya başlamıştır.Yeni başlayanlara öğretmenlik etmeye başlanabilecek seviyeye gelinmiştir.
YONDAN (4. Dan)
Teknik olarak ileri olan bu seviyede, teknikleri oluşturan unsurlar sezinlenmeye başlanmıştır.Usta’nın yerine arada sırada ders verilebilir.
GODAN (5. Dan)
Teknik dış görüntüsüyle sınırlı kalmadan, şekillerden sıyrılarak, -ama zihne ve ilkelere bağlı kalarak,- sanat kendini göstermeye başlar. Durumlara karşı, yeni teknik çözümler ortaya çıkar.
ROKUDAN (6. Dan)
Teknik göz alıcı, hareketler akıcı ve güçlüdür. Seyredene gerçekliğini ispat eder. Güç ve fiziksel serbestlik, -tıpkı zihinsel durulukta olduğu gibi,- hareketin içinde birleşir ve aynı zamanda kendisini günlük hayatta da hissettirir.
NANADAN (7. Dan)
Varlık, yanılsamalardan arınır ve gerçek doğası içinde yeniden doğar: gerçek Ben’i ortaya koyar. Her çeşit bağlılıklardan sıyrılıp, özgürce, burada ve şimdi yaşamanın zevkinin farkına varır.
HACHIDAN (8. Dan)
Hayatın ve ölümün ötesinde zihin açıktır: Zıtlıkları uzlaştırabilme yetisine sahip, düşmansız, kendisiyle barışıktır. Rakipsiz, mücadelesiz, tek ve mutlak galiptir. Ayak bağı olmaksızın özgürdür, özgürlüğünün içinde serbesttir. Büyük Usta şöyle söylüyordu: “Düşmanın karşısında, fazladan hiçbir şey yapmaya gerek duymadan karşısında ayakta durmam yeter.” Hayat görüşü bütünle uyum içindedir.Ancak bu aşama yolun sonu değildir, zira en saf su bile bataklıkta bulanır; ilk adımını atan Başlangıç Zihini’ni hiçbir koşulda unutmamak gerekir.
http://www.mutlumikrop.com/fitness-ve-saglikli-spor/oguzhan-ulvi-baskurt/aikidonun-cocuklar-uzerindeki-etkisi/
Çocuklar şüphesiz ki bizim en değerli varlıklarımız. Onların mutluluğu için çok fazla şey yapıyoruz. Bunlardan bazıları çocuklarımız için seçmiş olduğumuz spor ve sanat aktiviteleri.
Hayat bir yarış ve bizler çocuklarımızın bu yarışta diğerlerinden geri kalmasını istemiyoruz. İstiyoruz ki hep başarılı olsunlar hep galip gelsinler. Kazanmak belki çok güzel bir duygu ama çoğu zaman insan kaybettiğinde kazandığından çok daha fazla şey öğrenir hayata dair. Aslında bizim çocuklara yenip yenilmekten çok pes etmemeyi öğretmemiz çok daha sağlıklı bir yol. İşte bu yolda ilerleyebilmemiz için en güçlü uygulamalardan biri de son dönemlerde ülkemizde yaygınlaşan aikido eğitimleri.
Aikido çocukların zihin, beden ve ruh sağlığını pozitif yönde geliştiren karakterinin sağlamlaşmasında önemli rol oynayabilecek bir ”Japon Savaş Sanatı”. Bir disiplin. Şimdi aikido’nun nasıl olupta Beden, Zihin ve Ruh sağlığını olumlu etkilediğinden biraz bahsetmek istiyorum.
Öncelikle ”Beden” ele alındığında düzenli Aikido yapan çocuklarda motor hareket düzeyinin diğer çocuklara göre daha yüksek olduğunu görebiliyoruz. Aikido yapan çocuklar belirli bir sure sonra yuvarlanma, takla atma, zıplama, ritimli koşma, el ve ayak koordinasyon hareketleri, sürünme ve bunlar gibi birçok hareketi düzgün ve hızlı bir şekilde yapabilmekteler.
Aslında çocuklarda aikido eğitimine bir spor altyapı eğitimi olarak bakmak daha doğrudur. Belirli bir süre aikido yapmış olan çocuklar gelecekte yapacağı diğer spor branşlarına daha hızlı uyum sağlayarak diğer kişilerin uzun sürede kazandığı yeteneği daha hızlı elde edebilirler. Aynı zamanda dayanıklılıklarını artırdıkları aikido eğitiminde yere düşseler bile tekrardan ayağı kalkıp mücadele etmeyi yani pes etmemeyi öğrenirler.
Aikido antrenmanlarının bir özelliği de hareketlilik. Günümüzdeki en büyük sağlık problemlerinden birisi de hareketsizlilikten kaynaklanan aşırı kilo alma. Aikido antrenmanlarında çocuklar iyi bir performans sergileyerek sağlıklı yaşama dair kazanımlar elde etmiş oluyorlar.
”Zihin” olarak ele aldığımızda Aikido’yu satranç veya go oyunlarına benzetebiliriz. Her iki oyunda da rakibin hamlelerini tahmin ederek oyunu iyi analiz etmemiz gerekir. Sonrasında doğru hamleleri yaparak oyunu kazanmaya çalışırız. Aikido sanatında da benzer şekilde karşımızdaki rakip veya birden fazla rakibin hamlelerini önceden görmeyi ve hedef olmamayı öğreniriz. Aikido’yu diğer savaş sanatlarından ayıran bir özellik te budur. Hedef olmamak ve rakibimizi yönlendirerek onu etkisizleştirmek önemlidir.
Aikido antrenmanlarında vücudumuzun hem sağ hem sol tarafını eşit sayıda çalıştırırız. Beynimizin her iki lobunu da aktif olarak kullanabilmek denge ve koordinasyon açısından çocuklarımızı geliştirir. Çocuklar bu özellikleri yaşamlarının tamamında kullanırlar ve öğrendikleri becerileri kolay kolay unutmazlar. Bunu genç yaşta yabancı dil öğrenen çocuklara bakarak görebilirsiniz.
Aikido’da yaklaşık olarak türevleri ile birlikte 3000’e yakın hareket mevcuttur. Bunların çoğu çocukların anlayamayacakları derecede karmaşıktır. Çocuk aikido eğitiminde çocuklara temel teknikler basitleştirilerek öğretilir. Öğrenilen bir çok hareket beynin farklı noktalarını çalıştırdığından beyin daha aktif bir şekilde çalışmaya başlar. Bu da çocuklarda fiziksel öğrenme yeteneğini arttırır.
Ruh sağlığı açısından aikidoyu ele almak gerekirse, çocuklarda ”özgüven” ve ”karakter” gelişimi açısından aikidonun yararlı olduğu görülebilir. Bir iki yıl aikido yapmış olan çocuklar pes etmemeyi ve mücadele etmeyi öğrendikleri için kendilerine olan güvenleri tamdır. Kendilerini birçok konuda rahatlıkla ifade edebileceklerdir.
Karakter bir bireyin çocuk yaşlarda kazandığı ve hayatı boyunca geliştirebildiği özelliktir. Bizce karakter paylaşma ve yardımlaşma ile gelişir. Aikido yapan çocuklar hareketlerin önemini kavramaya başladıkları zaman kendileri ile eşleşen diğer çocuklara bilinçli bir şekilde hareketi uygularlar. Bilgilerini fiziksel olarak paylaşarak birbirleri ile arkadaşlık bağlantısı kurarlar. Bazen de kendilerinden sonra aikidoya başlayan çocuklarla eşleşip onlara yardımcı olurlar. İşte karakter gelişimi bu şekilde paylaşma ve yardımlaşma ile olur.
Çocuklar aynı zamanda aikido dersinde eğitmeni tüm dikkatleri ile dinlemeye çalışırlar. Bu da kendilerinde yüksek bir konsantrasyon yetisi kazandırır.
Yukarıda belirtmiş olduğumuz tüm yararlar tabii ki doğru bir eğitmenden ve kurumdan Aikido eğitimi alındığı taktirde gerçekleşebilecektir. Biz ”Aikimode Aiki Akademi”de çocukların en değerli hazineniz olduğu bilinci ile çalışıyoruz. Yetkin olmayan bir eğitime dahil edilmesi çocuklara yarardan çok zarar getireceği kuşku götürmez bir gerçektir.
Veliler her zaman çocukları için en güzelini ve doğrusunu isterler. Sizin bilincinizde ve kaliteli eğitim veren yerleri bulmanız dileğiyle?
7 – 12 Yaş Aikido
Aikimode Aiki Akademi’de 7-12 yaş grubu çocukların katılabilecekleri haftaiçi ve haftasonu aikido sınıfları mevcut. Bu sınıflarda çocukların temel Aikido tekniklerinin öğretimiyle, bu tekniklerin dinamik temellerini oluşturan kondisyonel ve koordinatif biyomotor özelliklerin çok yönlü gelişimi işlenir.
Antrenmanlarda ana eğitmenin dışında büyük asistanlarımız ile çocuklarımız sürekli gözlem altında tutuluyor ve yeni başlayanların adaptasyonları sağlanıyor. Bu sayede çocuklar kendileri için oluşturulmuş antrenman alanında güvenli bir şekilde eğitim almış oluyorlar. Bu sistem ile tüm çocuklar verimli bir eğitim almış olmanın yanı sıra farkındalıklarını da artırmaktalar.
7-12 Yaş gurubunda genelde derslerimiz 4 ana kısımdan oluşmaktadır. Bu kısımlar;
- Isınma ve fiziksel becereleri geliştirme çalışmaları
- Temel teknik ve gücü yönetebilme çalışmaları
- İleri seviye teknik çalışmalar
- Performans çalışmaları
Bu yaş grubu çocukları opsiyonel olarak haftada 1, 2 veya 3 gün eğitime kabul etmekteyiz. Aikido eğitimleri 1 seans yaklaşık olarak 1 saat sürmektedir.
Eğitimlere katılmak isteyen öğrenciler için öncelikle bir ön değerlendirme dersi yapılmaktadır. Değerlendirme esnasında çocuğun gruba olan uyumu, antrenmanlara katılma isteği vede spor yapmasına herhangi bir engel teşkil etmeyecek sağlık sorunu olup olmadığı gözlemlenir.
Bu değerlendirme eğitimlerine çocuğunuzun katılmasını arzu ederseniz iletişim bölümündeki telefonumuzdan bizlere ulaşıp randevu alabilirsiniz.
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
- Çocuklar için Aikido Programları (7-12)
Çcouklar için Spor ve Aikido (7-12 YAŞ)
Bu dönemde ilkokul çocukları, yeni beceriler kazanmaktan çok daha önce kazandıkları temel becerileri daha akıcı ve doğru olarak ortaya koyarlar. Burada ?spor? terimi geniş anlamıyla kullanılmıştır. Yani yalnız yarışma değil; aynı zamanda eğlence ve spor etkinlikleri açısından gönüllü katıldıkları faaliyetler; oyun, dans gibi aktiviteleri de kapsayan bir araç olarak benimsenmiştir. Bu dönemdeki gelişim hızı psikomotor olgunluğa ve duygusal etkinliklere bağlıdır.
Yedi yaşından on yaşına kadar olgunlaşmış olan temel becerilerini birleştirerek sporla ilgili beceriler de kullanma başlar. Kuvvet, dayanıklılık, hız, denge gibi özelliklerin gelişmesiyle performans artar. Değişik hızlarda ip atlama, taş sektirme ve top fırlatma gibi harekeler bu evrimin tipik geçiş hareketleridir. Hareketler giderek daha karmaşık ve spor türüne özgü seçilmeye başlanır. 11 yaşından sonra beceri gelişmesinde bireysel farklılıklar ve bir branşa (statüye bağlı olarak) yönelme ortaya çıkar. Kapsamlı alıştırma ile yeni birçok hareket öğrenilmiş ve pekiştirilmiş olur. Çocuklar, hareket becerilerini öğrenmeye ve yarışmaya çok isteklidirler. Daha sonraki yaşlarda ise spor dalına özgü hareketler ve becerilerle yaşlara göre spor dalları söz konusu olur.
Herhangi bir spor dalı gözetmeden çok yönlü olarak koordinatif yeteneklerin gelişimi hedeflenir. Tam olarak geliştirilmiş koordinatif yeteneklerin, sportif becerileri öğrenmedeki sürat ve niteliği olumlu yönde etkilediği kanıtlanmıştır. Ayrıca, insanın gelişim özellikleri doğrultusunda, koordinatif yeteneklerin gelişimi, 11/12 yaşlarına kadar %80’in üzerine erişmiş durumdadır. Bu eğitim verilmez ise, takip eden eğitim aşamalarında, optimal bir performans gelişimi sağlama olanağı hemen hemen hiç kalmaz. Bu aşamada; çok sayıda çocuğa spor sevgisi, spordan zevk alma ve spor yapma alışkanlığını kazandırmak için ağırlıklı olarak eğitsel oyunlara yer verilmelidir.
Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte insanların içlerine kapanık halleri göze çarpmaktadır. Bizlerden büyükler olarak önemli görevler beklenmektedir. Çocuklara ve gençlere çevreleri ile nasıl uyumlu olacaklarını keşfetmelerini sağlamak onlara yapabileceğimiz en büyük iyilik. Aikido sanatı çocukların kendilerine olan güvenlerini ve konsantre olabilme yeteneklerini arttırarak, psikolojik ve fizyolojik yönden sağlam bir yapıya kavuşmalarına yardımcı olacaktır.Her insanın içinde var olan enerjinin ortaya çıkartılıp doğru amaçlar için kullanılması, beden ve ruh uyumunun sağlanması aikidonun hedefidir.
Türkiye’nin en modern ve büyük aikido merkezlerinden biri Aikimode Aiki Akademi 4. Levent’teki merkez dojosuna sizleri davet ediyor. Aikido yap, Hayatına heyecan kat…
4.Levent ve Ataşehir’de bulunan merkezlerine yetişkinler, gençler ve çocuklar için haftanın her günü sabah, öğle ve akşam aikido yapabilme olanağı Aikimode Aiki Akademi’de.
Yetişkinler ve Gençler için Aikido
13 yaş ve üzeri herkes yetişkinler için belirlenen aikido antrenmanlarına katılabilir. Yetişkinler için Aikimode Aiki Akademi merkezde Aikido, İaido ve Jodo olmak üzere haftada toplam 40 saat eğitim mevcuttur. Aikido eğitimlerine katılmak isteyen öğrenciler için pilot gün ve saatler belirlenir. Öğrenci bunun dışında dilerse aikido eğitimlerine haftada sınırsız katılım gerçekleştirebilir.
Haftasonu çocuğunuzla birlikte aikido eğitimlerine katılabilirsiniz. Siz aikido eğitimindeyken çocuğunuz, kendisi için tasarlanan çocuk oyun odamızda oyuncaklarla ve çizgi filmlerle vaktini geçirebilir. Çocuğunuz antrenmanda iken sizde dinleme odasında vaktinizi geçirebilir çocuğunuzun antrenmanını izleyebilirsiniz. Veya oluşturduğumuz paralel sınıflarda siz eğitimdeyken çocuğunuzda kendi sınıflarında kendi yaş grubu ile derslere katılsın. Sizlerde vaktinizi ekonomik kullanarak sevdiklerinize daha çok vakit ayırabilin.
Çocuklar için Aikido
3-12 yaş grubu çocuklar için aikido eğitimlerinde Aikimode Aiki Akademi merkezde haftaiçi ve haftasonu toplamda 32 saat eğitim mevcuttur. Haftada 1 veya 2 gün olarak seçebileceğiniz programlarda aikido derslerine herhangi bir nedenle (hastalık, seyahat vb.) gelememeniz durumunda haftanın diğer gün ve saatlerinde derslere gelerek derslerinizi telafi edebilmektesiniz. 4-7 ve 7-12 yaş olarak programladığımız çocuk sınıflarında 7-8 ve kıdemli çocuklar için oluşturduğumuz özel sınıflarda mevcuttur.
Eğitmen
Aikimode Aiki Akademi kurucusu ve baş eğitmeni Oğuzhan Ulvi Başkurt Sensei yetişkinlerde 20.000 çocuklarda ise 10.000 saat eğitim süresini doldurmuş aikido alanında uzman eğitimcilerdendir. Oğuzhan Ulvi Başkurt Sensei (5.Dan) hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
Oğuzhan Başkurt Sensei’in yetiştirmiş olduğu eğitmenler ve asistanlar eğitimde yeni başlayanlara yardımcı olarak eğitimin niteliğini artırmakta ve yenilerin adaptasyonuna yardımcı olabilmektedir.
Sertifikasyon
Aikimode Aiki Akademi’de yapılan derecelendirme sınavları sonucu kazanılmış olan siyah kuşak ve üzeri dereceler merkezi Japonya Tokyo’da bulunan Aikikai Hombu Dojo tarafından da onaylatılmaktadır. Bu diplomalar Dünya’da en çok kabul gören ve en prestijli aikido diplomalarıdır.
Kayıt İçin
Eğitimlere kendinizin veya çocuğunuzun katılmasını isterseniz iletişim kısmındaki telefonlarımızı arayıp randevu alabilirsiniz. Sormak istediğiniz tüm sorular ve detaylar için yine aynı numaradan arayabilir ve bilgi alabilirsiniz.
